Yazarlarımız

Mustafa GÜL

Yazar Ön Bilgi
 Yazarın profilini görüntüle. Yazar şu an Offline
 Yazarın profili 1 kişi tarafından görüntülendi. Hit : 1
Yazara E-Posta Gönder


 Yazarın toplam 41 yazısı bulunuyor. Tüm yazılarını görmek için tıklayın. Tüm Yazıları (41)
  • Haber1
  • Haber2
  • Haber3
News image

SÜNNET ŞÖLENİ YAPILDI

  Ardıçlı Beldesi’nde bir ilke imza atıldı.”Kirvem Sen Ol” sloganıyla yola çıkarılarak yapılan sünnet şöleninde, 54  fakir aile sevindirildi.   1992 yılında belediy...

Devami...
News image

HACILAR ŞÖLENİ 3

   Hatay’ın en eski ve şirin ilçelerinden biri olan Hassa’ya bağlı Hacılar köyü halkı geleneksel buluşma ve kaynaşma gününde bir araya geldi.  

Devami...
News image

HACILAR ŞÖLENİ 3

   Hatay’ın en eski ve şirin ilçelerinden biri olan Hassa’ya bağlı Hacılar köyü halkı geleneksel buluşma ve kaynaşma gününde bir araya geldi.  

Devami...

Sayaç

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün20
mod_vvisit_counterDün31
mod_vvisit_counterBu Hafta40
mod_vvisit_counterGeçen Hafta286
mod_vvisit_counterBu Ay215
mod_vvisit_counterGeçen Ay2024
mod_vvisit_counterToplam Kullanıcı12839

Çevrim İçi (20 dakika): 6
İp Adresiniz: 38.107.191.83
,
Şimdi: 2010-09-05 07:20

Reklam

  • Video
  • Resim
  • Anketler


Featured Links:
Joomla!
Joomla! The most popular and widely used Open Source CMS Project in the world.
JoomlaCode
JoomlaCode, development and distribution made easy.
Joomla! Extensions
Joomla! Components, Modules, Plugins and Languages by the bucket load.
Joomla! Shop
For all your Joomla! merchandise.
Sitemizi Beğendiniz mi ?
 

Kimler Çevrim İçi

Şu anda 5 konuk çevrimiçi
HACILAR SEVDASI-1
Mustafa GÜL tarafından yazıldı.    Salı, 01 Haziran 2010 00:10    PDF Yazdır e-Posta

Yıllar sonra buluşup hasret gideren iki köylü (Ahmet ÇINAR ve Hüseyin ANLAR)

 

       Üç yıldır karınca kaderince yapmaya çalıştığımız,Hacılar Buluşma ve Kaynaşma Günü ile fikir ve düşüncelerimi  siz değerli hemşerilerimizle paylaşmak istedim.

 1997 yılı Kasım ayında Rize’de göreve başladım. Daha bıyıkları yeni terlemiş toy bir delikanlıydım.Kaçkarların soğuk karlı zirvelerinde görev aşkıyla yanıp tutuşurken ,memleket sevdası da yavaş yavaş yüreğimde tütmeye başlamıştı.Öğrencilerime en çok “ Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar  “şarkısını öğretip söyletiyordum.Baharla birlikte açan,kestane ve ıhlamur çiçeklerinin kokusuyla sarhoş olduğum günlerimde ,esen rüzgara karşı  ise;

“Esme rüzgar  esme,

Sana esme deyişimin sebebi,

Gözlerimi yaşarttığın,yada saçlarımı dağıttığın için değil,

Sana esme deyişimin sebebi,memleketimden esip,köyümün kokusunu getirip,yüreğimde hasretlik acısı tattırdığın içindir.” Dörtlüğünü  içimden mırıldanıyordum..

        Akşam sohbetlerinde köylü halktan  yayla şenliklerini dinledikçe,memleket sevdası bir kez daha yüreğimde depreşiyordu.Yurdun çeşitli yerlerinden üst kademelerde görev yapan Karadenizlinin yayla şenlikleri başladığı günde, işini gücünü bırakarak, memleketine koşması , kravatını ve cübbesini görev yerinde bırakıp,ayağına kıl çorabını ve lastik yemenisini  giymesi, duygulandırıyordu beni.

  Kendi kendime bizim Karadenizliden ne eksiğimiz var diye söyleniyordum.Buraya İstanbullardan gelindiğine göre,bizim köye de Kırıkhan’dan Adana’dan ,Mersin’den …  niye gelinmesin diyordum. Yeter ki  meşaleyi bir kez yakabilelim.

 

     Nihayet 2000 yılında memleketime gelince  tam yedi yıl bekledim.Bir gün Adana’dan bir büyüğüm telefonla aradı.Bu konuları görüştük kendileriyle,Hemen  neden olmasın dedik ,Yüreğimizdeki küllenmiş kor,bir telefonla yeniden alevlenmişti.

   Bir haftalık kısa bir zaman  içerisinde hazırlığımızı yapıp ,ulaşabildiklerime ulaşmaya çalışarak ilk köy günümüzü gerçekleştirmiştik.Sade bir  toplantı olmuştu.Sonuç olarak, gönül köprüsünün bir ayağını dikmiştik.

      İkincisini yapacağımız tarih ,zamanlama bakımından,dikkat isteyen bir tarihti.Hemen yerel seçimlerin ardı sıra geliyordu. Siyasetin Günümüze sirayet etmemesi gerekiyordu. Ama seçimlerin tansiyonu hala düşmemişti.  Sirayet  etmesi dekaçınılmazdı. Fiziki görünüm bakımından ister istemez öyle de oldu. Arkadaşlarla durumu oturup konuştuk.Hedefimiz belliydi.Amaç menzile ulaşmaktı.Hiçbir siyasi örgütü ne önümüze ne de arkamıza alacağız. Hacılar ve Ardıçlı halkının  haricindekilere davetiye vermeye çalıştık.Bazıları niçin buralara davetiye vermediğimizi sorgulayınca , Ardıçlı ve Hacılar’ ın ev sahibi olduğunu belirttik.Zaten de öyle  olmalıydı.

     İkincisi ,birincisine göre daha  kapsamlı geçmişti.Nihayet gönül köprüsünün ikinci ayağı da dikilmiş ve köprü inşa edilmişti. Artık “Hacılar Sevdası”nın önünde engel kalmamış, vuslata doğru yol alınmıştı.

Değerli Gönül Dostları,

       Bizler bu etkinliklerin yapım aşamasında  ve sonrasında bir çok engellerle  karşılaştık ama bildiğimiz  doğru yoldan asla şaşmadık.  Amacımız doğrultusunda yolumuza devam ettik. Boş beleş eleştirilere gülüp geçtik.Kısır çekişmelerden hep uzak durduk. Lakin ,yapıcı eleştirileri de kendimize kılavuz kıldık. Gerçi bu engeller , bizlere direnç  ve azim kazandırdı.Yarısı dolu olan bir bardağın boş tarafını değil de,dolu tarafını değerlendirdik.

       Bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz, Hacılar Günü ise, bu işin patentini  kazandığımız gün oldu. Hacılarlılar’ ın  resmi milat yılı oldu. Ülkemizin her köşesinden ve her kademedeki gönül dostlarının ,hiçbir  çıkar ve menfaat gözetmeksizin,sırf bu günün mana ve  ehemmiyetine binaen köyümüze gelmeleri duygulandırdı bizi.Yıllardır köyünden uzak yaşayan,ancak gönüllerinde yaşatmaya çalıştıkları Hacılar Sevdası’nı ,bu yıl canlı olarak yaşatmanın gurur ve sevincini yaşattık.Köylülerimizin kalplerindeki  sevgi ışığını yüzlerinde görmenin sevincini yaşadık.

    Birbirlerimizi severek buluştuğumuz bu günde ,Allah’ın rızasını kazanmaya çalıştık. Kısacası sılay-ı rahim yaptık.Çünkü tek amaç uğruna toplanmıştık.Amacımız,buluşup kaynaşmak,birlik ve beraberliğimizi perçinlemekti.Bundan daha güzel ne olabilirdi ki,

    Bu yıl  davetiyelerimizi  birkaç gönül dostuyla beraber dağıttım.Yol yorgunluğumu köylümün dükkanına varınca unuttum.Köylülerimizin yüzlerindeki muhabbet insanı ferahlatıyordu.Bir kaçının duygulu konuşmaları ve memleket özlemi gözlerimi yaşartmıştı.Öyle anlarım oldu ki duygularımı dışa vurmamak için kendimi zor tutmuştum. Arada bir konuşurken yutkunmak zorunda kalmıştım.

       Maalesef yıllardır gurbetteki köylülerimizi, ön  yargılı bir şekilde kategoriye  ayrıştırılmalarını  köyde yaşayan birileri tarafından hep dinleyerek büyümüştük.Ama bu iki gün boyunca bir çok köylümüzle oturup sohbet etme imkanı bulmuştum.Hiç birinde köyüne düşman ,köylüsüne dargın kimseye rastlamadım.Yalnızca  bir araya gelip , örgütlenemediklerini sezinledim.  Köye yardım toplama zamanlarında  ve hasta hallerimizde aklımıza düşürdüğümüz bu köylülerimizi, maalesef tek boyutlu gözlüklerimizde baktık ve baka geldik.

       İhtiyacımız olmadığı zamanlarımızda ve sağlıklı hallerimizde , bizim özümüz olan köylülerimizle maalesef  ünsiyet kuramadık. Hep birilerinin kulaktan dolma ithamlarıyla birbirimizi yargıladık ve birbirimizden uzak kaldık. Hassa’nın  en geniş nüfusuna sahip olmasına rağmen ,potansiyelimizi olumlu yönde kullanamadık.Ne hazin ki, köylülerimizin bir çoğu, artık  cenazelerini , köyümüze getirmediği gibi,nüfusunu dahi köyünden almak  zorunda kalmıştı.Durumun  böyle gitmesi durumunda, bir çoğumuzun maalesef köyümüzde harabelerinden başka bir anısı kalmayacaktı.

   Bu durum basit gibi görülse dahi,aslında bizim için vahim sonuçlar doğurabilirdi.

    İşte bu nedenle böyle bir günün tertip edilmesi gerekliydi. Bu günleri basit bir, iki oyundan,davul zurnadan,iki kaşık etli aştan,iki doğram sarmadan müteşekkil  görmemek gerekiyordu.

    Kurmuş olduğumuz bu gönül köprüsüne, bir kürek harç, bir çakıl taşı katabilmiş ve katmaya gayret gösterebilmişsek ne mutlu bize…

               “GÖNLÜNÜZ HOŞ, HUZURUNUZ DAİM OLSUN”.

Meleğin Oğlu , Mustafa GÜL   31/05/2010

 
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile